
Kutunun kapağını açarken ellerim öyle titriyordu ki ahşap kutu neredeyse yere düşecekti. Avukat sessizce beni izliyor, tek kelime etmiyordu. İçinde eski bir zarf, sararmış birkaç fotoğraf, küçük bir anahtar ve kırmızı bir kadife kese vardı. Kesenin içinden altın bir yüzük çıktı. Aynı yüzüğü yıllar önce Kemal bana vermek istemişti ama kabul etmemiştim. Onu görünce gözlerim doldu.
“Bu da ne?” diye fısıldadım.
Avukat derin bir nefes aldı.
“Sayın Aysel Hanım, Kemal Bey bana her şeyi yıllar önce anlattı. Size bunu ancak cenazeden sonra vermemi özellikle istedi.”
Zarfı açtım. İçinden Kemal’in el yazısıyla yazılmış uzun bir mektup çıktı.
“Sevgili Aysel… Eğer bu satırları okuyorsan artık yanında değilim. Öncelikle senden özür diliyorum. Avukatın söylediği ‘tuzak’ kelimesine kızacağını biliyorum. Ama seni kandırmak istemedim. Seni yeniden görebilmek için kaderin bana son bir şans vermesini bekledim.”
Kutunun kapağını açarken ellerim öyle titriyordu ki ahşap kutu neredeyse yere düşecekti. Avukat sessizce beni izliyor, tek kelime etmiyordu. İçinde eski bir zarf, sararmış birkaç fotoğraf, küçük bir anahtar ve kırmızı bir kadife kese vardı. Kesenin içinden altın bir yüzük çıktı. Aynı yüzüğü yıllar önce Kemal bana vermek istemişti ama kabul etmemiştim. Onu görünce gözlerim doldu.
“Bu da ne?” diye fısıldadım.
Avukat derin bir nefes aldı.
“Sayın Aysel Hanım, Kemal Bey bana her şeyi yıllar önce anlattı. Size bunu ancak cenazeden sonra vermemi özellikle istedi.”
Zarfı açtım. İçinden Kemal’in el yazısıyla yazılmış uzun bir mektup çıktı.
“Sevgili Aysel… Eğer bu satırları okuyorsan artık yanında değilim. Öncelikle senden özür diliyorum. Avukatın söylediği ‘tuzak’ kelimesine kızacağını biliyorum. Ama seni kandırmak istemedim. Seni yeniden görebilmek için kaderin bana son bir şans vermesini bekledim.”