
Fotoğrafta genç bir adam vardı.
İlk bakışta tanıyamadım.
Sonra yüz hatları dikkatimi çekti.
Bu adam babama inanılmaz derecede benziyordu.
“Bu kim?” diye sordum.
Annem derin bir nefes aldı.
“Babanın ikiz kardeşi.”
Kanım çekildi.
“Babamın kardeşi mi vardı?”
“Evet. Ama herkes onun öldüğünü sanıyordu.”
O gece sabaha kadar konuştuk.
Meğer yıllar önce ailemizin yaşadığı köyde korkunç bir olay yaşanmıştı. Babamın ikiz kardeşi bir mağarada kaybolmuş, bir daha da bulunamamıştı.
Fakat birkaç ay önce annem gizemli mektuplar almaya başlamıştı.
Mektupların altında tek bir imza vardı:
“Ben geri döndüm.”
Bunları duyunca içime tarif edemediğim bir korku çöktü.
Tam o sırada evin alt katından büyük bir gürültü geldi.
Bir şey devrilmişti.
Annemle göz göze geldik.
İkimiz de sesi duymuştuk.
Merdivenlere doğru ilerledik.
Aşağı kat tamamen karanlıktı.
Mutfaktan hafif bir ışık sızıyordu.
Elime eski bir el feneri aldım.
Kapıya yaklaştığımızda yerde çamurlu ayak izleri gördüm.
Ayak izleri arka bahçeden geliyordu.
Ve evin içine kadar uzanıyordu.
Kalbim göğsümü parçalayacakmış gibi atıyordu.
Ayak izlerini takip ettim.
İzler bodrum kapısında son buluyordu.
Kapı aralıktı.
Oysa annem her gece onu kilitlediğine yemin edebilirdi.
Yavaşça kapıyı açtım.
Eski merdivenlerden aşağı indim.
Bodrumun sonunda küçük bir oda vardı.
Kapı hafifçe açıktı.
İçeriden bir nefes sesi geliyordu.
Bir adım daha attım.
Kapıyı sonuna kadar açtığım anda ışığı içeri tuttum.
Ve gördüğüm şey karşısında nefesim kesildi.
Duvarın tamamı eski fotoğraflarla kaplıydı.
Benim çocukluğumdan, annemin gençliğinden, babamın yıllar önce çekilmiş görüntülerinden oluşan yüzlerce fotoğraf…
Sanki biri yıllardır bizi gizlice izlemişti.
Fotoğrafların ortasında ise yeni çekilmiş tek bir kare duruyordu.
Fotoğrafta annem ve ben bu evin önünde görünüyorduk.
Fotoğrafın arkasına kırmızı mürekkeple tek bir cümle yazılmıştı:
“Sizi buldum. Bu daha başlangıç.”
Tam o anda arkamdan yavaş bir alkış sesi yükseldi.
Donup kaldım.
Bodrumun karanlığında bir adamın silueti beliriyordu.
Yüzünü seçemiyordum.
Ama gülümsemesini görebiliyordum.
Ve o gülümseme, yıllardır kayıp olan birinin geri döndüğünü anlatıyordu… ya da çok daha korkunç bir şeyi….
Fotoğrafta genç bir adam vardı.
İlk bakışta tanıyamadım.
Sonra yüz hatları dikkatimi çekti.
Bu adam babama inanılmaz derecede benziyordu.
“Bu kim?” diye sordum.
Annem derin bir nefes aldı.
“Babanın ikiz kardeşi.”
Kanım çekildi.
“Babamın kardeşi mi vardı?”
“Evet. Ama herkes onun öldüğünü sanıyordu.”
O gece sabaha kadar konuştuk.
Meğer yıllar önce ailemizin yaşadığı köyde korkunç bir olay yaşanmıştı. Babamın ikiz kardeşi bir mağarada kaybolmuş, bir daha da bulunamamıştı.
Fakat birkaç ay önce annem gizemli mektuplar almaya başlamıştı.
Mektupların altında tek bir imza vardı:
“Ben geri döndüm.”
Bunları duyunca içime tarif edemediğim bir korku çöktü.
Tam o sırada evin alt katından büyük bir gürültü geldi.
Bir şey devrilmişti.
Annemle göz göze geldik.
İkimiz de sesi duymuştuk.
Merdivenlere doğru ilerledik.
Aşağı kat tamamen karanlıktı.
Mutfaktan hafif bir ışık sızıyordu.
Elime eski bir el feneri aldım.
Kapıya yaklaştığımızda yerde çamurlu ayak izleri gördüm.
Ayak izleri arka bahçeden geliyordu.
Ve evin içine kadar uzanıyordu.
Kalbim göğsümü parçalayacakmış gibi atıyordu.
Ayak izlerini takip ettim.
İzler bodrum kapısında son buluyordu.
Kapı aralıktı.
Oysa annem her gece onu kilitlediğine yemin edebilirdi.
Yavaşça kapıyı açtım.
Eski merdivenlerden aşağı indim.
Bodrumun sonunda küçük bir oda vardı.
Kapı hafifçe açıktı.
İçeriden bir nefes sesi geliyordu.
Bir adım daha attım.
Kapıyı sonuna kadar açtığım anda ışığı içeri tuttum.
Ve gördüğüm şey karşısında nefesim kesildi.
Duvarın tamamı eski fotoğraflarla kaplıydı.
Benim çocukluğumdan, annemin gençliğinden, babamın yıllar önce çekilmiş görüntülerinden oluşan yüzlerce fotoğraf…
Sanki biri yıllardır bizi gizlice izlemişti.
Fotoğrafların ortasında ise yeni çekilmiş tek bir kare duruyordu.
Fotoğrafta annem ve ben bu evin önünde görünüyorduk.
Fotoğrafın arkasına kırmızı mürekkeple tek bir cümle yazılmıştı:
“Sizi buldum. Bu daha başlangıç.”
Tam o anda arkamdan yavaş bir alkış sesi yükseldi.
Donup kaldım.
Bodrumun karanlığında bir adamın silueti beliriyordu.
Yüzünü seçemiyordum.
Ama gülümsemesini görebiliyordum.
Ve o gülümseme, yıllardır kayıp olan birinin geri döndüğünü anlatıyordu… ya da çok daha korkunç bir şeyi….